"www.smarthaber.com

Türkiye'nin en sık güncellenen haber portalı"





Memduh Bayraktaroğlu

Yazar ile iletişim kur

Kategoriler
Siyaset
Ekonomi
Sinema
Tiyatro
Opera
Futbol

En son yazılar
Yüzüklerin Zorbalığı
[02/05 03:46AM]

CHP ve Türk demokrasisi için yeni bir dönem...
[26/04 03:32PM]

Başbakan'a açık mektup
[23/04 12:51PM]

SABAH & atv "Milli İrade"nin oldu...
[22/04 01:51PM]

Anayasa'nın 6. Maddesi orada duruyor...
[22/04 07:06AM]



Fotoğraf albümleri

Kitaplarım
Sistem de Çöktü İnsan da Çöktü. Memduh Bayraktaroğlu. Truva Yayınları. 428 sayfa
Sahte Melekler - Hortumcuzadeler. Memduh Bayraktaroğlu. Truva Yayınları. 420 Sayfa
Diyet mi?. Niyet mi?. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 186 sayfa
Kürtlerle Dans. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 384 sayfa
Derin Kıyamet. Memduh Bayraktaroğlu. Arkaplan. 628 sayfa
Çillerli Yıllarım. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 446 sayfa





[23/04 12:51PM]
Başbakan'a açık mektup

Başbakan'a açık mektup

Sevgili kardeşim Tayyip;
Ülkenin yönetimine seçim sandığında oy vererek katılanların sayısı son seçimlere göre 40 milyon kadar...
Ve sen eğer bu 40 milyon insandan sadece 16 milyonunun oyunu alarak istediğini yapabileceğini sanıyorsan, aman ha...
Aldanıyorsun...
Hem de çok aldanıyorsun...
Bu ülkede, Devlete hediye edilmiş bir Afgan tazısının bedelini Devlet'e ödemeden evine götürdüğü için cezaevinde yıllarca yatan cumhurbaşkanı gördük biz...
Ne yapmak istiyorsun Tayyip?..
Fukara çocukluğunu sokaklarında, omuz omuza geçirdiğin bu ülke insanlarının saygısını kazanmak mı?..
Yoksa onları korkutarak sindirmek mi?..
Oturduğun koltuktan hiç gitmeyecekmiş gibisin sevgili kardeşim...
Oysa senin çok sevdiğin bir klişe ile hatırlatayım:
O koltuğu sana millet geçici olarak verdi...
Sen orada bir bakıma
nöbetçisin...
Emanetçisin...

"Kalk bakayım" dendiğinde oraya yapışıp kalamazsın...


Sevgili Tayip;
Sana oy vermeyen...
Senin gibi düşünmeyen...
Demokratik Lâik cumhuriyeti korumaya ant içmiş milyonlarca aydını küçük görme...
Küçük bir kaynağın suyu çoğaldı mı; elli tonluk bir tırı bile önüne alıp sürükler...
Toplumsal birikintiler öyle bir büyür ki gün gelir, baraj gövdesini yıkmış sel suyu gibi; önüne gelen her şeyi devirir, yutar geçer...


Sevgili kardeşim;
Şu anda, Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir başbakana nasip olmamış Devlet gücüne sahipsin...
Seni denetleyecek bütün kamu kurumları ya sana veya "Kardeşim Abdullah" dediğin Cumhurbaşkanı'na bağlı...
Elbette senden kendini teftiş ettirmeni kimse beklemez...
Beklese de bunu sen asla yapmazsın...
Ama unutma Tayip kardeşim;
Dünya Sultan Süleyman'a bile kalmadı, sana ise hiç kalmaz...
Dünya malı dünyanındır...
Alıp da götüren var mı?..


Adalet en çok neden korkar bilir misin Tayip?..
Söyleyeyim:
Adalet en çok; zulümden korkar...
Adalet en çok acımasızlıktan korkar...
Adalet en çok açgözlülükten korkar...
Çünkü bu üçü, insanı bozar...
Bozulmuş insan, çürük elma gibidir; giderek toplumun tümünü bozar...
Grasham ne demişti sen bilmezsin ama ben hatırlatayım:
"Kötü para iyi parayı kovar..."
Kötü insan da iyi insanı kovar Tayip...
Tıpkı bir ara hanımefendilerin, beyefendilerin, Beyoğlu'nu işgal eden it kopuk tarafından kovulmaları gibi...
Ancak...
Aristo'nun bir sözünü de unutma Tayip...
"Hükümetlerin alın yazılarını tayin edenler, daima silâh taşıyanlardır..."
Aman ha...
Sakın ola askeri darbeyi ima ettiğimi sanma...
Eğer bu ülke demokrasiyle yönetilecekse (ki bunu değiştirmeye senin de gücün yetmez), o zaman bir gün gelecek oy silahı ile o koltuktan kaldırılacağını hiç aklından çıkarma...
İşte o gün; ne kadar büyük para gücüne sahip olursan ol...
Ne kadar devleti ele geçirmiş olursan ol...
Ne kadar hâkim ve savcıları İmam Hatip Lisesi mezunları arasından atamış olursan ol; mutlaka birileri çıkacak ve bu günlerin hesabını soracaktır...
Kıyamet günü vereceğin hesabı ise artık sen düşün...
Ama beni o günkü ödemelerin değil, bu dünyadaki tediyelerin ilgilendiriyor...
Kutsal kitapların hepsinde gerçek zenginlik, elindekiyle mutlu olabilmek diye tarif edilir...
Ancak, elindekilerle yetinmesini bilen kişiler mutlu ve huzurlu olurlar.
Elindekilerle yetinmeyip daha çok isteyenlerin sonu felâkettir...
Sen elindekilerle yetinmeyenlerdensin sevgili kardeşim...


Sevgili Tayip;
Hegel'in adını duymuşsundur...
Senin çok bağlı olduğunu ima ettiğin metafiziği akılcılıkla birleştiren saygın bir düşünürdür...
Hegel, Philosopy and Rights isimli eserinde, Diogenes Laertius'a atfen şöyle söyletir:
".... Endişeli baba 'Oğlumun adi bir insan olacağından nasıl emin olabilirim?' diye sordu. Ksenophilus cevap verdi: 'Onu, iyi yönetilen bir ülkenin yurttaşı yap'..."
Kendi bankasından kendine kredi alıp yeni şirketler kurduğu için Ali Balkaner hapiste ve daha en az 25 yıl yatacak...
Sen ise kamu (Millet) bankasından verdiğin para ile damadını ve patronunu (millete göre ise kendini) medya patronu yapabileceğine gerçekten inanıyorsan söyleyeyim:
Gün gelir başın belâya girer...
Eğer girmeyecekse Ali Balkaner'in cezaevinde ne işi var?..
Tahliye edin adamı ve hatta bir de üstüne üstlük kendisinden özür dileyin...


Sevgili Tayip;
Diogenes Laertius bir seferinde de şöyle demişti:
"Utanç, faziletin tamamlayıcısıdır."
Bilmem ne demek istediğimi anladın mı sevgili kardeşim?.
Ama benim anlayabildiğim kadarıyla faziletin tamamlanması için insanda utanma duygusu olması şart...


Sevgili kardeşim;
Ziya Paşa'nın ünlü beyitlerinden birini bilmeyebilirsin...
Ben hatırlatayım:

Ya bister-i kemhâda, ya virânede can ver.
Çün bay-u geda, hâke beraber gidecektir...

Bunu sana tercüme etmem ayıp olur çünkü imam hatip mezunu olduğuna göre, Ziya Paşa'nın ne demek istediğini anlamışsındır...
Ama okurlarım bilmeyebilir...
Onlar için günümüz Türkçesini yazayım:
İster ipek döşekte, isterse bir viranede ver canını
Nasılsa zenginle fakir Allah'a birlikte gideceklerdir.


Sevgili kardeşim Tayip;
Mektubumu bir minik kıssa ile bitireyim...
Horasan padişahlarından biri, Gazneli Sultan Mahmud Sebüktekin'i ölümünden yüz yıl sonra rüyasında görmüş...
Sultan'ın gözleri hariç bütün bedeni dökülmüş toprak olmuş...
Gözler ise yuvalarında fıldır fıldır dönüyor, bakıyormuş...
Uyanır uyanmaz hemen sarayının usta rüya tabircilerini çağırıp rüyasını anlatmış...
Hiçbiri bu rüyayı doğru tabir edememiş...
Bir derviş ise kendisine sorulduğunda şöyle demiş:

"Gözlerinin açık kalmasının ve fıldır fıldır bakmasının sebebi şudur: Sultan Mahmud, mülkünün başkalarının elinde olduğuna yanıyor, o mülkün hasretini çekiyor..."

Gözlerin açık mı gideceksin be Tayip?..


Sevgili kardeşim;
Kendi halinde bir otobüs biletçisi olduğun günlerden bu günlere gelirken zannetme ki her şeyi sen başardın?..
Allah öyle istediği için Başbakansın...
Hatta daha öte...
Baştan "şer" bilip üzüldüğün her şey sonradan sana "hayır" olarak geri döndü...
1995 seçimlerinde mazbatanı almışken milletvekilliğin düştü çünkü Mustafa Baş, senden daha çok seviliyor olmalıymış ki tercihle senin yerine girdi meclise...
İstanbul Belediye Başkanlığına da 3 devin (Dalan, Kesici, Livaneli) birbirleriyle kapışmasından doğan boşlukta ve sadece % 24 oyla seçildin...
Ama unutma...
Karun'a "Simya" ilmini öğretip, ona tenekeleri altına çevirme yeteneğini veren de Allah'tı...
Ne var ki sonu felâket oldu...
Yüce Allah Kuran'da "İstidrac"ı anlatır sevgili kardeşim...
Kuran'ı al ve "İstidrac"ı anlatan o ayeti bir kere daha oku... (Enâm 6/44)
Ve şunu unutma...
Böyle bir mektubu sana yanındaki hiçbir yalaka yazamaz...
Çünkü onlar patlıcanın değil, senin dalkavukların...
Ben ise gerçekten bazı yeteneklerine inandığım çin senu uyarmak istedim...
Bundan sonrası senin bileceğin iş...
Gözlerinden öperim


Okurlar için not: İstidrac, hakkı olmadığı halde, şansının yardımıyla kaderi düzgün gitme, yükselme... Kimi insanlar başarılarının kendi becerileri sayesinde geldiğine inanırlar. Allah böyle kullarını sevmez. "Onlara verdiğimiz her şey aslında bizimdir" derken anlatılmak istenen budur ve Deccal'in de istidrac gösterdiği bilinir.

 
Memduh Bayraktaroğlu

Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1881

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod:



powered by blogsever.com