Anayasa'nın 6. Maddesi orada duruyor... Hükümete karşı cephe mi aldım?.. Hayır... Yanında değildim ki şimdi karşısına geçeyim... İyi yaptığında alkışlarken, yanlış yaptığında ise tabii ki eleştireceğim... 2003 yılı başından itibaren adeta bir fırtına gibi esmişti hükümet... DP'in, AP'nin ve ANAP'ın ilk dört yılından da ataktı... 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra "Şımardılar" demek istemiyorum ama sanki beyinlerinin kıvrımlarının bir yerlerine gizlenmiş, "Anayasal kurum Düşmanlığı" açığa çıkmış gibi görünüyor... Adeta, geçmişin intikamını almaya yemin etmişler de şimdi zamanı gelmiş gibi... En fenası; Başbakan halen, yanlışlarının doğru olduğuna inanıyor... Çevresindeki yalaka takımı onu uyarmak yerine daha çok gazlıyor... Hükümet'e, medyadan bazı örnekler vermek istiyorum... Nazlı Ilıcak bir zamanlar Süleyman Demirel ile baba-kızdan öteydiler... Sonra kanlı bıçaklı oldular... O şimdi, Başbakan'a yakın duruyor... Fatih Altaylı... Bir zamanlar Aydın Doğan ile baba-oğul gibiydiler... Şimdi ise birbirlerini göresi gözleri yok... Eğer Maliye bakanlığındaki üst düzey yetkili dostum bana yanlış bilgi vermediyse (ki asla vermez) Fatih'in şikâyeti üzerine Doğan Grubu'nun daha geçen yıl ibra edilen defterleri 6 yıl geriye dönük olmak üzere bakanlık tarafından istenmiş... Dinç Bilgin ile Aydın Doğan bir dargın bir barışık yıllardır geçinip gidiyorlar... Şunu demek istiyorum... Medyanın sürekli dostu ve düşmanı olmaz... Medyanın dostlarını ve düşmanlarını şartlar belirler... Başbakan, bazen benim bu uyarılarımı dikkate alıyor alsa gerek ki şaka ile de olsa kimi zaman geçmişteki medya-hükümet ilişkilerini kendisine yakın duran bazı medya patronlarına da fısıldıyor... Kendisine, değerli emekli yargıç büyüğümden öğrendiğim dizelerle sesleneyim...
Felek gayet dönek bir cellat müthiştir İçinden çıkması müşkilatlı hayli bir iştir Dünya bir değirmen her yanı bir diştir İçinde Ademoğlu ufak bir çavdara dönmüştür... Duyan yok söyleme başında bin türlü belâ olsa Emin olma ki her şahsa, hatta padişah olsa Sokar akrep gibi fırsat bulunca akraban olsa Bütün ömrüm zehirli bir mağaraya dönmüştür... Muhakkaktır eğer hükmeylersen dünyaya fersah fer Çıkar elinden, bin yerinden bağlasan çember Cihane sığmamışken bir mezara sığdı İskender Varıp baksan, O da kırk bin bir pare dönmüştür...
Sevgili kardeşim Tayip; DP döneminin Milli Savunma Bakanlarından Ethem Menderes merhum, kardeşi kadar yakını olan Başbakan Adnan Menderes'e defalarca Kral Faruk'un başına gelenleri örnek vermiş ama kendisini dinletememiştir... Bu ülkenin istikrarından başka bir düşüncesi olmayan benim gibiler de sana son aylarda sürekli bazı ağabey tavsiyelerinde bulunuyoruz ama galiba dinlemeye niyetin yok... Senden kimseye teslim olmanı istediğimiz yok... Elbette diklenmeden dik durman mükemmel bir devlet adamlığı ama... Sen dik durmayı değil, diklenmeyi devlet adamlığı sanıyorsun... Oysa, AB üyeliğine giden o dikenli yolları en hızlı aşan sensin... Hem de binbir belâya rağmen... Hem de Anayasanın 6. maddesinin 3. paragrafına rağmen, egemenlik hakkımızı AB ile paylaşarak yaptın bunu... Bir kere daha hatırlatayım o paragrafı: ".... Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." Yanlış mıydı yaptığın?.. Asla yanlış değildi... Ama son yaptıkların külliyen yanlış... Devletin anayasadan doğan egemenlik ve bağımsız yargılama hakkını (AİHM) AB ile paylaşıyorsun da, yine aynı anayasanın aynı maddesinin 2. paragrafında yer alan "...Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır" emrini uygulamıyorsun. Ne diyeyim kardeş... Yolun açık olsun... |