"www.smarthaber.com

Türkiye'nin en sık güncellenen haber portalı"





Memduh Bayraktaroğlu

Yazar ile iletişim kur

Kategoriler
Siyaset
Ekonomi
Sinema
Tiyatro
Opera
Futbol

En son yazılar
Yüzüklerin Zorbalığı
[02/05 03:46AM]

CHP ve Türk demokrasisi için yeni bir dönem...
[26/04 03:32PM]

Başbakan'a açık mektup
[23/04 12:51PM]

SABAH & atv "Milli İrade"nin oldu...
[22/04 01:51PM]

Anayasa'nın 6. Maddesi orada duruyor...
[22/04 07:06AM]



Fotoğraf albümleri

Kitaplarım
Sistem de Çöktü İnsan da Çöktü. Memduh Bayraktaroğlu. Truva Yayınları. 428 sayfa
Sahte Melekler - Hortumcuzadeler. Memduh Bayraktaroğlu. Truva Yayınları. 420 Sayfa
Diyet mi?. Niyet mi?. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 186 sayfa
Kürtlerle Dans. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 384 sayfa
Derin Kıyamet. Memduh Bayraktaroğlu. Arkaplan. 628 sayfa
Çillerli Yıllarım. Memduh Bayraktaroğlu. Marka Yayınları. 446 sayfa





[22/03 05:56PM]
Toplum Sözöleşmesi...

Toplum Sözöleşmesi...

İnsan düşüncesine hakim olan kuram, "Toplum Sözleşmesi" kuramıdır.
Bu kuram, insanoğlunun adalete dair düşüncelerinin başlangıç noktasını oluşturur...
Adaletle ilgili tüm tartışmalarımızın temelini oluşturur...
"Toplum Sözleşmesi" kuramına göre adalet ve haliyle toplumun varoluşu insanlar tarafından yaratılmıştır...
Adalet, her bir bireyin kendi çıkarına en üstün yararı sağladığı için her bir birey tarafından benimsenmiştir...
Her bir birey, haksızlığa uğradığında "Adalet istiyorum" diye haykırır...
Ortada tek bir olay olsa bile mutlaka birden fazla taraf vardır...
Ve taraflardan her biri "Adalet istiyorum" der...
Kim mazlumdur? kim zalim?..
Kim müşteki, kim zanlı?..
Her iki taraf da aynı şeyi ister: "Adalet"...
Adalet duygusu bazen, sel gibi akıp gelen bencil duygularımızın önüne geçen büyük bir baraj gövdesidir...
Kimi zaman; hırslarımızı, ihtiraslarımızı kontrolü altında alan bir başöğretmen...
Toplum Sözleşmesi Kuramının fikir babaları, onyedinci ve onsekizinci yüzyılda yaşamış olan; Thomas Hobbes, John Locke ve Jean - Jacques Rousseau gibi düşünürlerdir...
"Toplum Sözleşmesi" kuramını çekici kılan; adaleti sağladığına inandığımız yasalara ve bunları uygulayan mahkemelere uymamız gerektiğini anlatıyor oluşudur...
Bir başka şekilde söylersek; "adalet benim haklarımı koruyor" düşüncesinden gelen biraz da kişisel çıkarlarımız gereği hepimizin severek imza attığı bir sözleşmedir "Toplumsal Sözleşme"...
Çünkü bu sözleşme ile birbirimize karşı davranışlarımızdan doğacak karşılıklı zarardan sorumlu olunması gerektiğini biliriz...
Keza devletle ilişkilerimizde de biliriz ki devlet, adil davranacak, hakkımız varsa verecek ama hakkı varsa alacaktır...
Değerli hanımefendiler, beyefendiler...
Farkında mısınız?..
Türkiye, bu "Toplum Sözleşmesi"ni çiğneyip geçiyor son günlerde...
Başta siyasetçiler ve hükümete ya da muhalefete destek vermek isteyen çevrelerin tek amaçları var:
"Adalet evet ama sadece bana..."
Bu talep, "Toplum Sözleşmesi"nin iptali talebidir...
Sonu bir felâkettir...
Bilenlere tekrarlamak, bilmeyenlere ise hatırlatmak isterim...
Martin Luther, 1541 yılında yayımlanan bir makalesinde şöyle diyordu:
"Aç gözlü toprak sahipleri ve prensler tarafından ezilen köylülerin, böyle Hıristiyanlar yerine, Türklerin egemenliğinde olmayı isteyeceklerdir..."
Biliniz ki...
Adaleti unutmuş...
Hukukun üstünlüğü yerine sadece seçim sandığının üstünlüğünü kabul etmiş...
Muhalefet ederken "başarıları bile inkâr etmeyi" politik zannetmiş...
Ortak aklın yerini, çıkarcı zekânın aldığı demokrasilerde gün gelir halk; kendisini yönetecek olanın ne dinine bakar, ne yobazlığına, ne ırkına...
Ve hatta öyle bir gün gelir ki; daha çok adalet vaat eden... Seçimlerden önce daha çok erzak dağıtan bir siyasi partinin lideri Öcalan bile olsa, oyunu gider o partiye verir...

Memduh Bayraktaroğlu

23.03.2008 


Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1451

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod:



powered by blogsever.com